Artık neredeyse bu hale geldi iş. Aklına bir şey geliyor, ol diyorsun, oluyor. Olamazların sayısı her yeni modelde daha da azalıyor. Önceki hafta Gpt-6 Astra, geçen hafta da Opus 5.5 ile olduramadıklarımız epey büyük bir darbe daha aldı.
Ben de neyi oldursam derken önce evin videosunu çekip onu blenderda 3 boyutlu fotorealistik gezilebilir bir modele dönüştürtmeyi deneyeyim dedim.
Sonra dedim ben madem bunu yapabiliyorum, bizim evin içinde oynasam ya şu oyunu, gittim bizim evi oyunun bir bölümü haline getirttim.
işte baştaki ol desem oluyorun en canlı örnekleri. Artık resmen aklımıza getirebildiklerimizle sınırlı olduğumuz bir çağa giriyoruz. Bir çok kişi bunun ne demek olduğunun ve neleri tetikleyeceğinin farkında değil. Şu an bu oldurduklarımız sanal ortamla sınırlı olduğu için işin farkında değiller sanıyorum ama ileride robotlar, 3 boyutlu yazıcılar ve en çılgını insan-bilgisayar arayüzleri hayatımıza girdiğinde ve bu oldurabilme yeteneğiyle birleştiğinde büyük şok yaşanacak.
Blogu biraz okuyanlar 4 ve üstü boyutlara ilgimi görmüştür. Kafada ne kadar anlamaya, deneyimlemeye çalışsan da yanından bile geçemeyeceğin bir kavramdır çoğu kişi için. Dedim ki ben bununla ilgili bir şey yapayım. Sonra dedim ki bana 4 boyutlu bir küpün içinde gezen 3 boyutlu bir nesne etrafı nasıl deneyimler onu göster. Tek atışta yaptı. Üzerinde biraz uğraşıp detaylandırdıkça bırak yapmayı, normalde hayal bile edemeyeceğim bir deneyim ortaya çıkardı. Yetmedi üstüne bir de 4 boyutlu tetris klonu yap dedim onu da tek atışta yaptı.
Dedim daha daha? Ve aklıma videokliplere devam etmek geldi. Ben de 3 tane yeni klip yaptım. (3.sü olma yolunda, eklediğimde bu not kendini imha edecek).
Şarkılarıma (yz nın yaptığı şarkılara benim şarkılarım demek ne kadar doğru orası da şaibeli, küratörü olduğum şarkılara mı desem ne desem daha bulduramadım) klip yapmak, onları görsel mecralara da sokmak güzel ama esas motivasyonum artık ol deyince oldurabilme yeteneğininin sınırlarını deneyimleme olduğu için aklımdaki iddialı işleri gerçekleştirebilmek cazip geldi. İddalı derken kastım bin beş yüze yakın resimden oluşan flipbook tarzı bir klip ya da stop motion kil figürlerle çekilmişçesine gibi bir takım boyumu aşan girişimlerdi. Belki de esas cazip olan oydu. Normalde boyunu aşacak bir projeyi tek başına yz yardımıyla kotarabilme fikri.
Ne kadar kotardım artık o kısmına sen karar verirsin, sözü kliplere bırakalım:
Kör döngü:
Kavruk mevsim:
Gece kuşları:



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder