6 Ağustos 2013 Salı

Sebeb-i Eksik Evren

Sigarayı bırakmak bir insanın daha ne kadar ufkunu açabilir ha dostum? (ve ayrıca sen kaç blog yazısına daha sigaradan bahsederek başlayacaksın bakalım?)

Evet kabul çok kolay geçmiyor, içimde sürekli dolmak bilmeyen bir boşluk var. Doldurmak için spor yapmaya başladığım, abur-cuburlar atıştırdığım, bazen de hiç birşey yapmadan sadece mazoşistçe direndiğim  bir ruh haline girdim. Bünye enerjik oldu, habire bir şeyler yapmak isteyen, yerinde duramayan hiper aktif veletlere döndüm. 2 saatte bir uyandığım geceler sıklaşmaya başladı. Evet zor oluyor, daha sayamadığım bir sürü yan etkisi falan var ama bir yandan bu zorlanma kısmı hoşuma gitmiyor da değil. O isteğe karşı koymayı becerip bastırabildiğin her seferde küçük bir zafer tadı alıyorsun içten içe. Çektiğin yoksunluğun sıkıntısına katlanmaya değecek karlı bir alışveriş bu. Belki de bu yaşlarda böyle hissetmeye başlıyordur insan, bilemedim. Ama şu kesin ki insan denen rahatsız yaratığın hayatında doldurulması gereken boşluklar olması gerekiyor ... olabilmesi için. Artık bu 3 noktayı ister mutlu diye doldurun, ister tatmin edici bir hayatı olabilmesi için deyin ne derseniz deyin. Aynen o cümledeki gibi eksik bir şey olmalı ki istediğin sıfatla tamamlayasın. Yoksa bir cümlenin sonlanmasının aslında söyleyeceğinin tükenmesi anlamına gelmesi gibi, bir de bakarsın tükenivermişiz farketmeden. Söylenmeye çalışılan şeyler kalmalı hep ortada, yoksa hiç susmasa bile konuştuğunun farkında olmuyor insan kimi zaman, söylediğinin heyecanını yitirince. Ne sigaraymış arkadaş değil mi ya? Ben de onu diyorum işte! Eksiğim, öyleyse varım.



Hayatta bazı örüntüler var. Karşına çok farklı yerlerde, farklı şekillerde çıkıyorlar. Normalde alakası yokmuş gibi gözüken iki farklı konunun temelde aynı sebebe dayandığını fark ediveriyorsun birden. Bazen anlatmak işe yarıyor bazen de isim koyamıyorsun fakat adın gibi eminsin sebebin o olduğundan. İşte bu hayatta bir şeylerin eksik olması konusu da aynen böyle bir konu. Konuya girersem çıkabilir miyim emin değilim, daha önce uzuun uzun anlatmıştım eski bloglardan birinde. O yüzden sıkıcı olmadan nereye kadar gider bilmiyorum. Neyse uzatmadan deneyip görelim. Buraya kadar okuduysan, biraz daha devam edersin herhalde.

Kısaca bu eksik tamamlama işini canlıların doğal seçilim yoluyla kazanılan avantajlarından, atomların son elektron yörüngelerindeki eksik elektronları tamamlamak için diğer atomlarla birleşerek molekülleri oluşturmalarına kadar bir sürü farklı örnekte fark ettikçe, az önce bahsettiğim örüntüler kafamda belirmeye başladı.

Daha geriye gittiğimizde, hatta taa evrenin oluşmasıyla ilgili şu an için en çok kabul gören teori olan büyük patlamaya kadar gittiğimizde aslında her şeyin sebebinin o ilk patlama anındaki ufacık bir düzensizlik olabileceğini düşündüm (Altta beni düşünürken görebilirsin, ben yapmadım, nette hazırı vardı, cidden bak).



Öyle ya, eğer patlama anındaki madde ya da oluşum her neyse, onu oluşturan parçacıklar arasında eşit miktarda mesafe olsa ve tamamen homojen bir patlama olsa, evrene saçılan parçacıklar başlangıçtan itibaren aynen üzerinde benekler olan bir balonun şişerken beneklerin birbirinden uzaklaşması gibi birbirlerinden uzaklaşacak ve evren hep genişleyen bir parçacık balonu olarak kalacaktı.



Onun yerine ne oldu, muhtemelen parçacıklar arasındaki mesafede ya da patlamadaki bir düzensizlik yüzünden patlama oluştuktan sonra parçacıklar düzgün bir şekilde yayılamadı. Yine muhtemelen patlamadan sonraki saniyenin bilmem kaç milyonda biri kadar bir süre sonrası oluşan madde formu, mesafe düzensizlikleri yüzünden yerçekimi kuvveti (kütleçekim) etkisiyle birbiri üzerine toplanmaya başladı kimi bölgelerde. Yerçekimi kuvveti tek bir parçacık için ihmal edilecek kadar küçük bir kuvvet olmasına rağmen üst üste eklenebilme özelliği sayesinde (Burada da yine bir özellik ve o özellikle bir eksiği tamamlama durumu söz konusu diğer örüntülerde olduğu gibi) maddeler bir araya toplandıkça yerçekimi kuvveti arttı ve daha fazla maddenin bir araya toplanmasına yol açtı. Bunun sonucunda da bizim homojen parçacık çorbamız dönüştü mü size evren isimli hamur topağı çorbasına.



Neticeye gelecek olursak; işte bu ilk patlama anındaki küçüçük, miniminnacık, ufacık düzensizlik yüzündendir dostlar bunca huzursuzluğumuz, bunca uğraş, didiniş olmadan rahat edemeyişlerimiz vs. (oha ta nereden nereye bağladı adam)

Peki bunca kafa patlatma ne işimize yarayacak, işin teorisini, altında yatan sebepleri anladıysak, bundan sonraki adımı da görebilir miyiz ki acaba? İnsan'dan sonraki adım nedir diye soran arkadaşları şuraya alabiliriz, madem sıkılmadan buraya kadar okudular, ilgilerini çekmiş demektir, biraz daha okumayı göze alırlar artık.

Sıkılarak sırf meraktan buraya kadar gelmişler içinse diyeceğim odur ki; hayat bazen istediğini vermiyor insana, bu yazıda olduğu gibi. İronik olan ise, asıl ihtiyacımız olanın bu olması. İstediğini bulmuş bir hayatın ne yazık ki bileşik oluşturamayan tamamına ermiş bir soygazdan farkı yok. Son elektron yörüngenizde hep biraz yer olsun yeni elektronlara canlarım. Ben de gidip bir kaç şınav çekip uyuyayım artık.

Terş Köşe

Her yaptığım şarkıyı buradan yayınlamıyorum. Gerek yok. Ama bu bir değişik oldu. Özellikle girişi. İlk 30 saniyede sizi Texas bozkırlarından...